Anasayfa » İnşaat-Proje-Taahhüt » “Yeşil Yapılaşma Bir Sosyal Sorumluluk Projesi Olarak Görülmeli”
Yapılaşma

“Yeşil Yapılaşma Bir Sosyal Sorumluluk Projesi Olarak Görülmeli”

“Nasıl yediğimiz yemekler veya satın aldığımız ürünler için bir “eko etiket” söz konusu ise aynı şeyi binalar için de yapmak bu binaların teşviği ve yaygınlaşması anlamında olumlu bir adımdır. Bu etiketler sayesinde bir binanın birtakım standardlar çerçevesinde yeşilliği tescil edilir.”

Pek çok faaliyetinin yanında, mekansal, ekonomik ve toplumsal uyumun ekolojik kriterlere uygun kurgulanması için uluslararası standartlara göre sertifika hizmetleri sunan TURKECO, işverenlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşması için yeşil projeler tasarlamasına ve inşa etmesine de yardımcı olmakta. TURKECO Genel Müdürü Duygu Erten ile ‘Yeşil Bina’ dendiğinde anlaşılması gerekenin ne olduğuna dair bir söyleşi gerçekleştirdik. Değerli bilgilerini bizlerle paylaştıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz.

Yapılaşma2012 yılında global sürdürülebilirlik hareketine yaptığınız katkılardan dolayı “Dünya Yeşil Binalar Konseyi Başkanlık Ödülü” aldınız. Ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik alanında yaptığınız çalışmaları anlatırmısınız?

Gelişmekte olan ülkelerin sertifika sistemleri için çalışan “Uluslararası Sosyo-Ekonomik Kategori Komitesi (IAP), Kurulu, LEED International komitesi başta olmak üzere bir çok komite üyesiyim.  Geçmişte, Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı Araştırma ve Teknik Geliştirme Komitesi üyesi, “Clinton İklim Girişimi” Projesinin İstanbul direktörlüğü, Bayındırlık Bakanlığı “Enerji ve Sürdürülebilirlik Şurası” üyelikleri yaparak ve kamu stratejilerinin yeşil binaları kapsamalarına destek verdim.

Türkiye’de 2007’de kurduğumuz Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK), konu kurullarıyla 2012’de Türkiye’nin ilk YEŞİL KONUT sertifika kılavuzunu hazırladı. 2009’da BREEAM kılavuzunu dünyada ilk kendi diline çeviren dernek olduk. 2012’de ÇEDBİK 2. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla, Bakanlığın ÇEDBİK sertifikasını destekleyeceğine dair bir iyi niyet anlaşması imzalandı.

2016 yılında,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İstanbul Teknik Üniversitesi arasında “Sürdürülebilir Yeşil Bina ve Yerleşim Alanlarının Temel Değerlendirme Kılavuzunun Hazırlanması ve Ulusal İşletim Sistemine Hazırlık Kapsamında Büyük Veri Yönetim Modelinin Oluşturulması” Protokolü, devletin artık bu konuyu benimsediğini ve konusunun önünün açılması için bir sayfa açtığını müjdeledi.  Bu çalışmanın III. Etabı olan ‘Sürdürülebilir yeşil bina ve sürdürülebilir yerleşmelerin belgelendirme sisteminin on-line olarak işletilebilmesi için belgelendirme kuruluşunun veri girişimine açık yazılım programına altlık olacak ‘big data yönetimi’ ve ‘data yönetim planı’ raporu çalışmalarını geçtiğimiz haziran ayında tamamladık. Bu çalışmada neredeyse 40’a yakın akademisyen (Farklı üniversitelerden uzmanlık alanlarına göre seçilmiş), İTÜ liderliğinde, bakanlığa hazırlanan  klavuzun klavuzu çalışması içinde TURKECO olarak yer alıyoruz.  Hedef Türkiye’nin ortak akılla hazırlanmış tek bir sertifika sistemi olması ve Bakanlığın da bu çalışmaları hızlandıracak kaynakları kullanarak Türkiye’nin yapı sektöründe CO2 düşürülmesi ve çevreci binalar yapılmasının önünü açmak.
Tam olarak ‘Yeşil Binalar’ neyi ifade etmekte?

Bugün sürdürülebilir, ekolojik, yeşil, çevre dostu vb. pek çok isim altında karşımıza çıkan yapılar, yapının arazi seçiminden başlayarak yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirildiği, bütüncül bir anlayışla ve sosyal & çevresel sorumluluk anlayışıyla tasarlandığı, iklim verilerine ve o yere özgü koşullara uygun, ihtiyacı kadar tüketen, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş, doğal ve atık üretmeyen malzemelerin kullanıldığı katılımı teşvik eden, ekosistemlere duyarlı yapılar olarak tarif edilebilir.

Dünya’daki Ulusal Yeşil Bina Konseylerinin deneyimi, yeşil binaların yaygınlaşmasını sağlamanın en etkili yollarından birinin bu binalara bir “yeşil etiket” vermek olduğunu ortaya koymuştur. Nasıl yediğimiz yemekler veya satın aldığımız ürünler için bir “eko etiket” söz konusu ise aynı şeyi binalar için de yapmak bu binaların teşviği ve yaygınlaşması anlamında olumlu bir adımdır. Bu etiketler sayesinde bir binanın birtakım standardlar çerçevesinde yeşilliği tescil edilir.
Bu standartlar aynı zamanda yeşil bina tasarlamak isteyen mimar ve mühendisler için kılavuz niteliği taşır. Sosyal sorumluluklarını yerine getirdiklerini kamuoyu ile paylaşmak isteyen şirketlere de geçerli bir etiket sağlar. Yeşil yapılaşmaya yönelmek şirketler için aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olarak da görülmelidir.
Binaların ve yerleşimlerin küresel ısınmaya sebep olan başlıca seragazı olan CO2 salımının %40’ından sorumlu olduğunu düşünürsek, mimarlar, mühendisler, şehir plancıları ve en önemlisi yönetmelikleri belirleyen devlet yetkililerine büyük sorumluluklar düştüğünü görürüz.
Bina ve yerleşimlerin çevreye olan etkileri salgıladıkları CO2 gazıyla da sınırlı değildir. Aynı zamanda su kullanımının yaklaşık %12’si, atıkların %65’i ve elektrik tüketiminin de %71’inden sorumludurlar.  Bu rakamların büyüklüğü, binaların ve yerleşimlerin çevreye olan etkilerinin azaltılması için ayni zamanda büyük bir potansiyelin olduğu anlamına gelir.

yapılaşma Bu Yeşil Binaları Konvansiyonel binalardan ayıran özelliği nedir?

Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil” veya “çevreci” olarak tabir edilen binaların enerji tüketiminde %20-50, CO2 salınımında %30-40, su tüketiminde %40 ve atıklarda %70’e varan bir düşüş sağlanacağını ortaya koymaktadır.  Yeşil binalar stanartları konvansiyel binalardan daha yukarda olan binalardır.

Aslında fayda maliyet veya yaşam döngüsü maliyet hesabı yapıldığında ön maliyet artışının kısa zamanda geriye döndüğünü ispatlayabiliriz. Sıfır  maliyet artışıyla yapılan bir çok yeşil bina vaka analizi gösterebilirim.

Duygu Hanım malzeme temini konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz? Türkiye’de bu malzemelerin üretici firmaları yeterli mi sizce?

Artık yaşamıyoruz. Bize bir çok malzeme üreticisi başvuruyor.  Malzeme sektörü 2010’un başından beri yeşil dönüşüme girdi.  Sektöre hizmet veren malzeme üreticileri,  Çevresel Ürün Beyanı, EPD, ürünlerin yaşam döngüleri boyunca ortaya çıkan çevresel etkilerin, şeffaf ve karşılaştırılabilir bir biçimde iletişimini sağlayan, bağımsız doğrulanmış ve tescil edilmiş belgelere başvuru yapıyor. LEED/BREEAM/DGNB sertifikaları için gereken EPD beyanlarını çözüm ortaklarımızla oluşturuyoruz.  ISO 14025’e göre tanımlanan Çevre Beyanları (EPD), bir ürünün veya servisin çevre performansını ISO 14040 serisi çerçevesinde tanımlanmış parametreler bazında önceden belirlenmiş kategorilere göre değerlendiren ve beyan eden deklarasyonlardır. Uluslararası EPD sistemi gibi çevresel etkilerin beyanını sağlayan çevresel deklerasyonlar, Tip III çevresel deklarasyon programı çerçevesinde oluşturulur. Uluslararası EPD Sistemi içerisindeki tüm EPD ‘ler kamuya açıktır.  Yapı sektöründe kullanılan yapı malzemelerinin yaşamları döngüsel bir süreçtir ve bu süreç bir yapı malzemesinin hammaddelerinin temin edilmesinden başlayıp, işlenmesi, paketlenmesi, taşınması, yapımı, kullanımı, gerektiği zamanlarda bakım-onarımı, ömrünü tamamladığında atılması, geri dönüştürülmesi, birtakım işlemlerden geçirilerek yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi aşamalarını kapsamaktadır. Yapı malzemeleri, yaşam döngülerinin her evresinde farklı çevresel etkilere sebep olmaktadır.   Bu nedenle Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (YDD), kapsamı, uygulaması, uygulamada kullanılan araçlar ve kapasiteleri gibi bilgilerin takibi önemlidir. Binalar ve ürünler tedarik zincirini de içine alan entegre bir yapıdır.  Yeşil bina sertifikaları malzeme üreticilerinden şeffaflık beklemektedir.  YDD sayesinde son tüketici tedarik zinciri birimlerinide öğrenme fırsatı yakalar. YDD’yi esas alan ürün sertifikaları bu ürünleri pazarda farklılaştırır.

Amerikan Yeşil Binalar Konseyinde uluslararası yönetim kurulu üyeliğine seçilen ilk Türk firması TURKECO oldu.  Şirketinizi kurduğunuzdan bu yana tamamlanmış kaç projeniz bulunuyor? Şu an devam ettiğiniz projeleriniz neler?

TURKECO olarak Türkiye’de ve yurtdışında 60’ın üzerinde binaya yeşil bina sertifikaları aldık. Türkiye’nin ilk Alman sertifikası DGNB’yi Mecidiyeköy’de yapılan QUASAR Istanbul ve FAIRMONT Otel projelerine aldık.  İlkleri gerçekleştirdiğimiz projelerimiz:

DGNB

Quasar İstanbul

Türkiye’nin ilk DGNB Gold Ön Sertifikası’na sahip karma projesi

Fairmont Hotel

Türkiye’nin ilk DGNB Gold Ön Sertifikası’na sahip oteli

BREEAM

Piri Reis Üniversitesi –Tuzla

Türkiye’nin ilk BREEAM Excellent Sertifikası’na sahip yeşil kampüsü

Küçükçekmece Belediye Binası

Türkiye’nin ilk BREEAM Very Good Sertifikası’na sahip kamu binası

Schneider Electric Manisa Fabrikası

Türkiye’nin varolan fabrika kategorisinde BREEAM-Very Good sertifikasına sahip ilk endüstri tesisi

Friterm Termik Cihazlar Dilovası Fabrikası

Türkiye’nin ilk BREEAM Very Good sertifikalı Fabrika Binası

Kanyon Ofis-AVM İstanbul

Türkiye’nin varolan bina kategorisinde ilk BREEAM In-Use Excellent Sertifikası’na sahip ofis binası

FORUM Kayseri Alışveriş Merkezi

Türkiye’nin varolan bina kategorisinde ilk BREEAM In-Use Outstanding Sertifikası’na sahip AVM

 LEED

RönesansBiz Küçükyalı Ofis Park Kampüs A, B ve C Blok

Türkiye’nin ilk LEED Platinum Sertifikası’na sahip ofis kampüsü

Türkiye Müteahhitler Birliği Genel Merkez Binası

Türkiye’nin ilk LEED Platinum Sertifikası’na sahip STK Binası

Vodafone Küçükyalı Operasyon Binası

Türkiye’de ticari binalarda LEED CI (Commercial Interiors ) kategorisinde Platinum Sertifikası’na sahip ilk bina

 Boğaziçi Üniversitesi Hamlin Hall

Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikası’na (Green Retrofit) sahip ilk tarihi Kampüs Binası

Tüpraş Ar-Ge Merkezi

Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikası’na sahip AR-GE binası

Tüpraş Kontrol Binası

LEED Gold Sertifikası

Deloitte Ofis

LEED CI kategorisinde LEED-Gold sahibi Ofis binası

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Spor Merkezi

Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikası’na sahip Belediye Spor Kompleksi Binası

KFC restaurantları

 Türkiye sizce Yeşil Binaların farkının bilincinde mi? Bilinçlendirmek adına yaptığınız faaliyetlerinizden bize biraz bahseder misiniz?

Konut alıcısı henüz yeşil/sürdürülebilirlik konularında çok bilinçli değil.  Halen görsellik peşinde. Ancak ticari bina üreticileri özellikle ofis/otel pazarı özellikle yabancı ortaklı işverenler artık yeşil yapmanın faydalarını anlamış durumdalar.

Hepimiz biliyoruz ki şu an Türkiye’de kentsel dönüşüm projeleri fazlasıyla yaygın. Peki devlet bu projelerinde yeşil binaların gelişimi için katkıda bulunuyor mu?

Kentsel dönüşüm projelerinde hem deprem hem de enerji verimliliği konularına öncelik verilmeli. Enerji verimliliğini artırmak için yeşil bina çalışmalarının artması gerek. Türkiye’de bu konuda birçok yönetmelik var ancak denetimlerin yetersiz. “Kentsel dönüşüm bir nevi yeşil tasarıma dönüşmelidir.” Yönetmeliklerimiz gayet yeterli fakat kullanım ve denetleme esnasında biraz aksamalar oluyor. Devletin önce kendi binalarına yeşil tadilat yapması, yeni yapacağı tüm binaları yeşil tasarlayıp inşaa ederek, yeşil sertifika alması gerek.

Peki bir binanın Yeşil olup olmadığını insanlar nasıl anlayabilirler?

Binaların ancak yeşil bina sertifikaları varsa yeşil olup olmadıklarını monitör edebiliyoruz.  Elektrik/su faturalarını izlemek ve kabul görmüş ve tasarım kriterlerinin standartlarla karşılaştırmak da bunun bir parçası.

Son olarak sektöre Yeşil Binaların gelişimi için bir çağrınız var mı?

‘Yeşil bina’ların çevre ve insan sağlığına katkıları bir yana, yarattıkları devasa ekonomi, yabana atılır cinsten değil. Türkiye inşaat sektörü de bu yeni trende kayıtsız kalmıyor. Ülkedeki konut stokunun tamamen ‘yeşil’e dönüşmesinin, 500 milyar ile 1 trilyon dolar arasında bir ekonomi yaratacağı hesaplıyoruz. ‘Yeşil’ özelliklerin, satış ve kira değerine getirdiği artılar da bu trendi hızlandırıyor.
Gerçek bir dönüşümle karşı karşıyayız. İnşaat ve gayrimenkul alanında yeni yol haritaları çiziliyor; malzeme seçiminden, bina tasarımına her şey değişmeye başlıyor. Peki ne oluyor da böyle büyük bir değişim yaşanıyor? Yanıt iki kelimede saklı: ‘Yeşil’ trend.  Artık “Yeni bir çağa giriyoruz” . “‘Yeşil binalar söz konusu olduğunda hep ‘pahalı’ deniyordu. Oysa bırakın pahalı olmayı, dönüşebilen teknolojisiyle geleceğin şehirlerinde, çok daha tasarruflu bir hayat sürmemizi sağlayacak.  Bu trend devasa bir ekonomi yaratmaya aday. Türkiye’deki 19 milyon konutluk stokun ‘yeşil’e dönüştürülmesi halinde, 500 milyar ile 1 trilyon dolar arasında bir ekonomi doğacak. “‘Yeşil bina’lar bundan sonraki süreçte sektörde çok daha fazla yer bulacak. Konvansiyonel binalara göre, avantajları daha çok ortaya çıkacak. ‘Yeşil bina’lar arttıkça, değerleri de artacak.”

#ekoetiket #TURKECA #yeşilbina #çedbik #ÇEDBİK #YDD #DuyguErten #LEED

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*