Anasayfa » Mimari-Dekorasyon-Tasarım » “Mimarlara yetkileri ölçüsünde büyük sorumluluklar düşmekte”

“Mimarlara yetkileri ölçüsünde büyük sorumluluklar düşmekte”

Öncelikle kendinizden ve kısaca gerçekleştirdiğiniz projelerinizden bahseder misiniz?

Alper Aksoy

1978 yılında Kayseri’de doğdum. Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde başladığım mimarlık eğitimimi, aynı üniversitenin Bina Bilgisi Ana Bilim Dalı’nda, tezli yüksek lisans çalışması yaparak tamamladım. Spor yapıları, kamu yapıları, otel, alışveriş merkezi, ulaşım yapıları, idari binalar ve ofis binaları gibi büyük ölçekli projeler gerçekleştirdik. Ulusal yarışmalarda çeşitli ödüller kazandım. Önemli projelerimizden bazıları, Kayseri BMW-Mini-Land Rover binası, Sakarya, Kocaeli, Hatay ve Ordu Stadyumları, Ahes Misal İstanbul Yerleşkesi, Çanakkale Güzelyalı Kamp ve Eğitim Merkezi’dir. Kurucusu olduğum Alper Aksoy Mimarlık firmasında meslek hayatıma devam etmekte ve halen çeşitli üniversitelerde mimarlık bölümü atölye yürütücüsü olarak görev yapmaktayım.

AARCH-Alper Aksoy Architects,  mimarlık ve kentsel tasarım alanlarında araştırma, geliştirme ve proje faaliyetleri yürüten, kollektif tasarım anlayışını benimsemiş bir gruptur. Ofis şu anda 20 kişilik mimari çekirdek kadrosuyla Türkiye’nin yanı sıra Orta Asya ve Afrika ülkelerinde proje çalışmaları yürütmektedir.

Gerçekleştirdiğiniz projelerin tasarım süreçlerinde ilham aldığınız kaynaklar neler oluyor?

Coğrafi veriler, kültürel veriler, tarihsel bağlam, iklim, topoğrafya, mevcut dokuyla ilişki kurmak temel kriterlerimizdendir. Bunun yanı sıra küresel ölçekte yaşanan ekonomik gelişmeler, sosyal olaylar, teknolojik gelişim, sosyal  iletişimde yeni yolların ortaya çıkması,  bunlara bağlı olarak  yaşanan sosyo-kültürel değişim, kentin ve  kent sakinlerinin  günlük yaşam pratiğini çeşitli şekillerde etkilemektedir.

AARCH, bu dinamik sürecin mimarlık alanına olan etkisini önemseyerek, araştırmaya dayalı tasarım yöntemiyle, yenilikçi, zamansız, kentsel bağlamla tartışan bir yaklaşımı benimsemektedir. Sürdürülebilirlik, diğer paydaşlarla işbirliği ve interaktif bir iletişim ortamı temel ilke sayılmaktadır.

‘Ahes Misal İstanbul Projesi’ hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Dönüşüm Master Planı Norman FOSTER tarafından yapılan, Gaziosmanpaşa Bağlarbaşı Mahallesi’ndeki proje alanının eğimli yapısından dolayı, binalar farklı kotlarda ve manzara yönünde yerleştirildi. Eğimin fazla olduğu bölgelerde yeşil alanlar setler halinde tasarlanarak seyir terasları oluşturulması amaçlandı. Arazide yerleşime uygun bölgelerde konut ve ticari birimlerine yer verildi. Yapı adalarının içlerinde oluşturulan yaya yolları ve rekreasyon ile iç mekanlara ve avluya erişim sağlandı ve böylelikle sokak ve komşuluk ilişkilerinin güçlendirilmesi için kamusal alan yaratılması amaçlandı. 100 dönüm arsa alanı üzerinde 520 bin metrekare inşaat alanına sahip projede 2 bin 400 konut, 359 odalı otel, cadde dükkanları ve 20 bin metrekare alana sahip ofis bloğu yer alıyor. Arsanın güneyinde ilköğretim okulu, kültür merkezi ve cami yer almaktadır.

Malzeme tercihleri ve estetik süreçlerde ne tür problemlerle karşılaştınız?

En çok karşılaştığımız problemlerin başında seçtiğimiz malzemenin üretiminin sonlandırılmış olması diyebiliriz. Diğer faktörleri sayacak olursak, seçilen malzemeyle ilgili yeterli bilgi ve teknik destek alamamak, süpervizörlük konusunda firmaların yetersiz kalması, stok durumu, üretim yoğunluğu ve zamanlaması, uygulama ve denetim kalitesinin düşük olması, özel malzemelerde renk ve detay seçeneklerinin sınırlı olması, mimari müelliflik haklarına ve etik kurallara yeterince saygı gösterilmemesi gibi nedenleri sayabiliriz.

Bu projenin çevresine ve şehir yaşamına etkileri sizce nasıl gerçekleşecek?

Öncelikle mevcut dokudaki eksiklerin ve aksayan bölümlerin iyi tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespiti yaptıktan sonra kentte ve bu bölgede yaşayan bölge sakinlerinin temel ihtiyaçlarının iyi analiz edilmesi lazım. Bu bağlamda hazırlanan master planda ve bölgeyle ilgili yapılan analizlerde bazı eksiklerin ve ilave edilmesi gereken fonksiyonların fizibilite çalışması yapıldı. Bu araştırmalardan gelen verilere göre;  sosyal donatı alanlarının artırılması, yaya, bisiklet ve araç erişiminin düzenlenmesi, yeşil alan ve rekreasyon alanlarının artırılması, altyapı problemlerinin giderilmesi, ofis ve iş yaşamının geliştirilmesi ve fiziksel çevre kalitesinin artırılması hedeflendi. Bu kurgudan sonra bölgenin sosyo-kültürel ve ekonomik olarak dönüşüm-gelişim gösterebileceğini, bu durumun da kent hayatına olumlu yansımaları olacağını düşünmekteyiz.

Dünya genelinde yaygın hale gelen kentsel dönüşüm projeleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Başarılı olduğunu düşündüğünüz bir kaç örnek projeyi bizimle paylaşır mısınız?

Ülkemizde özellikle deprem konusundaki hassasiyet nedeniyle kentsel dönüşüm projeleri yoğun gündem oluşturmakta. Fakat dünyadaki kentsel dönüşüm projelerine bakıldığında her birinin farklı motivasyon kaynakları olduğu görülse de temel ihtiyaç olan sağlıklı ve planlı kentler kurma isteğinin ortak nokta olduğu anlaşılmaktadır.  İnsanların kentlerde yaşama isteği, beraberinde sosyo-ekonomik problemlere yol açıyor. Kentlerde yaşam alanlarının planlanması ve yerleşime açılmasının oluşan talebe yetişememesi sonucunda çarpık kentlerin yarattığı sorunlar ile ülkeler kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirerek köklü çözümler üretmeyi hedeflemişlerdir.  Teknolojik gelişmeler, sosyal olaylar, globalleşme, sermaye hareketlerinden faydalanma arzusu ve ekonomik politikalar nedeni ile finans merkezlerinin oluşturulması ihtiyacı da kentsel dönüşüm çalışmalarına geçtiğimiz yirmi yılda yeni bir boyut kazandırmıştır. Fransa’nın başkenti Paris’ deki La Defense ve Almanya’nın başkenti Berlin’deki Postdam kentsel dönüşüm projeleri Avrupa’nın en önemli projeleri arsında öne çıkan projelerdir.

Oluşan projelerin çevre ve insana karşı olan etkilerinde mimarların ne gibi sorumlulukları var?

Halihazırda yaşamış olduğumuz çevre, insanlığın varoluşundan itibaren değişerek, dönüşerek ve bazen de tamamen yok olup yeniden kurularak bugünlere miras kalmış olup binlerce yılın deneyiminin aktarımıdır. Tarih boyunca büyük yangınlar, yağmalar, kötü yönetimler ve bazen de kötü tasarımlar çevreye zarar vermiş ve tahrip etmiştir. Hem tarihsel bağlam anlamında, hem sosyo-kültürel anlamda, hem de kurulu fiziksel çevre anlamında iyi araştırmalar yapıp, analiz-sentez yaparak iyi kararlar vererek,  iyi tasarımlar yapmak zorundayız. Bunları yaparken doğaya en az zarar verecek önlemler alarak, pasif iklimlendirme seçeneklerini çok iyi değerlendirmeliyiz. Güneşin tasarımda etkin girdi olarak kullanılması, yeşil alan imkanlarının artırılması, rüzgarın doğru kullanılması ve doğal su kaynaklarının verimli kullanılması ile bu fiziksel çevrede yaşayan insanların hem daha sağlıklı hem de daha mutlu yaşaması sağlanacaktır. Bunların tam tersi ise maalesef olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bu da biz mimarlara yetkilerimiz ölçüsünde büyük sorumluluklar yüklemektedir.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Mimarlığın öncelikle bireyin içsel yolculukla kendisini ve sınırlarını keşfederek başladığına inanıyorum. Ayrıca keşfetmenin yanı sıra, dış etkenlerle kurduğu ilişkiler ve etkileşim, mimarın gelişim sürecini ve bunun sonucunda da fiziksel çevre tasarımını doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda mimarların bu dış etkileri önemseyerek, çevreye duyarlı araştırmaya dayalı, yenilikçi, sürdürülebilir, kollektif bilince sahip, hayal gücüne inanan, rafine tasarım fikirleri geliştirmesi gerektiğine inanıyorum.

#AlperAKSOY , #proje , #mimari

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*