Anasayfa » Mimari-Dekorasyon-Tasarım » “Mimariyi diğer sanat türlerinden ayıran şey, hayatın kendisi ile önemli bir şekilde iç içe geçmiş olmasıdır”

“Mimariyi diğer sanat türlerinden ayıran şey, hayatın kendisi ile önemli bir şekilde iç içe geçmiş olmasıdır”

Ne zaman mimariye ilgi duydunuz ve tasarım felsefeniz nasıl gelişti?

Küçüklüğümde vadide bir Norman kilisesi yapmak için sık sık İngiltere, Brighton arkasındaki South Downs’a gezmeye giderdim. 16 yaşındayken Atina’yı ziyaret ettim ve Mykonos ve diğer yapılardaki parlak mavi saçaklar ile Akropolis’in ve diğer binaların manzarası bende derin bir izlenim bıraktı. 13-16 yaşımdaki bu dönem, aklımı mimari ve şehirle ilişkilendirmede önemli bir unsur. 18 yaşımdayken tıp derslerini mimarlık dersleriyle değiştirdim.

1976 yılında Fransa’da, Fluy House’u inşa ettim. Bu pasif enerji evinin tasarlanması ve fiziksel olarak oluşturulması benim için yeni ufuklar açan bir deneyimdi. Basit görünen şeylerin aslında oldukça karmaşık olduğunu fark ettim ve ayrıntıları basitleştirmeyi ve hatta kurgulamayı öğrendim.

Daha sonra Peter Rice ve Martin Francis – RFR olarak bilinen Rice Francis Ritchie ile bir tasarım mühendisliği işi kurdum. Bu aynı zamanda önemli bir deneyim oldu.

Kusursuz bir design için sadece estetik, mühendislik, imalat ve inşaa kabiliyeti kombinasyonu değil, aynı zamanda başkaları ile farklı tasarım disiplinlerinden de istifade etmek gerektiğini anladım.

Ayrıca normal olarak inşaatla ilgisi olmayan alanlarda bile mevcut inanılmaz çeşitlilikte teknikler ve süreçler keşfettim.

Ian Ritchie Architects, etkili teknik ve malzeme tasarlamak ve geliştirmek için, nörologlarla, şairlerle, sanatçı ve müzisyenlerle birlikte birçok farklı alanda işbirliği yaptı. Uygulamalarımızda temel düşüncemiz sanat, bilim, teknoloji ve ekonomiyi mimari ve peyzaj ile biraraya getirmektir.

Siz enerji tasarrufu moda olmadan çok önce de çevreye duyarlı binalar tasarlayan biri olarak biliniyorsunuz. Bu alana ilginiz nasıl gelişti ve şimdi bunu nasıl uyguluyorsunuz?

1974 yılında bir petrol krizi vardı. Batıdaki çoğu insan, ilk şoktan sonra eski alışkanlıklarına ve değerlerine geri döndüyse de, bu durum beni değiştirdi ve o günden sonraki tasarılarımı etkiledi. Enerji ve malzemeyi boşa harcamanın aptalca olduğunu hissettim. Kendi kendime şunu sordum: belki de iyi dizayn edilmiş bir düzenle büyük meblağ enerji faturalarını çok küçük bir enerji faturasına dönüştürmek mümkün. Bu nedenle, enerjiye hassas bir ev inşa etmek için Fransa’ya gittim – güneşe ve rüzgara tepki gösteren ev, insanların davranış biçimi ve yaşam biçimi birarada. Yaptığım şeylerin çoğu deneme yanılma idi ve bu süreçte çok şey öğrendim. Batılı toplumun dünyaya değerli bir şey kazandırmadan yalnızca gezegenin kaynaklarını kullanmakla kalmayıp, çocukken edindiğim israf felsefesinin de toplum tarafından anlamını kaybettiğini fark ettim.

1987 yılında Herbert Girardet tarafından şehirlerin küresel çevresel etkilerini dikkate almak için kaleme alınan ilk kitabı “Blueprint for a Green Planet” kitabının Londra Ekoloji Merkezi’nde duyurusunu yapmam istendi. Bu, benim çevreye karşı tutumumun değişmesinde diğerlerinin benden daha fazla, daha bilinçli ve daha aktif olarak yer aldığını fark etmemi sağladı. O tarihten itibaren projeyi çevreye duyarlı yaklaşımlar sunarak, müşterileri çok dikkate almadan projeden veya kimler olduklarını önemsemeden işimi kendim yaptım.

Akıllıca tasarlanmış mimari gerçekleştirme sürecinde zaman ve enerji harcanmaz. Akıllı tasarım demek dijital kontrol, ‘akıllı’ şeyler ve yüzeysel ‘yanlış bilgilendirme’ demek değildir.

Çevreci bir akıllı bina tasarlamak için

  1. Binanın içinde bulunduğu doğal ortamı iyice anlamanız önemlidir.
  2. Binayı konumlandırmada doğal enerjiden ve çevrenin korunmasından mümkün olduğunca fazla yararlanmalıdır.
  3. Sesin kompaktlığı düşünülmelidir.
  4. Kullanılacak malzemelerin kökeni ve dönüşümü dikkate alınmalı ve proje için uygun olmalı. İnşaat malzemelerinin enerji yoğunluğu en fazla olanı üretiminde veya imalatında değerlendirilmeli, kullanımlarında değil. Bu nedenle, uzun ömür sağlamak için malzeme montajının her yönünü dikkate almak önemlidir.
  5. Akıllı tasarım, malzemelerin seçimi ve inşaat yoluyla uzun vadeli bakım maliyetlerini en aza indirir. Uzun vadede, bu müşterinin de yararına!

Mimarlık doğası gereği işbirliği gerektiren bir disiplin. Akıllıca tasarlanmış mimari için özel bir işbirliği var mı?

Akıllı bir tasarım aynı zamanda kentsel içeriği karşılayan, alanın sosyal ve ekonomik parametrelerini gözetiyor, müşterinin ihtiyaçlarını ve en önemlisi de kullanıcının gereksinimlerini karşılıyor. Bu, çevrede yaşayan insanları ve binanın muhtemel kullanıcılarını meşgul etmek ve dinlemek için bir isteklilik gerektirir; bu, mimarlık mesleğinde her zaman geçerli değildir.

Aksi takdirde, müşteriler, mimar ve inşaat şirketleri arasındaki ilişki ve saygı meselesinin büyük veya küçük herhangi bir başarılı projede önemli bir faktör olduğunu düşünüyoruz.

Uygulamalarınız sırasında ve projelerinizde işbirliğini nasıl teşvik ediyorsunuz?

Ian Ritchie Architects, gerçek işbirliği ile daha iyi sosyal ve çevresel tasarım çözümleri elde etmeyi amaçlıyor. Tasarım sürecini etkileyebilecek önyargı veya rekabeti engellemek ve profesyoneller arasında ayırımdan vazgeçirmek için çalışıyoruz. Biz projeyi bir “iş” olarak değil, ‘bizim kendi işimiz’ olarak görüp, iyi çalışma ilişkilerinin temel bir aracı diye niteliyoruz. Projelerimizde diyalog yoluyla bu anlayışa ulaşmaya çalışıyoruz. Tasarım süreci boyunca düşünce ve bilgileri paylaşarak, müşteri, bina endüstrisi ve tasarım ekibi arasında bir ” güven üçgeni” oluşturulabileceğini ve sürdürülebileceğini tespit ettik. Bu bizim daha yaratıcı, çözüme ulaşmış ve güzel projelere ulaşmamızı sağlar. Katılımcı yaklaşımımız, hükümet, toplum, sektör ve özel müşteriler için verimli sonuçlar sunuyor.

Projenizin çevre ve halk üzerindeki etkileriyle ilgili olarak bir mimarın sorumlulukları sizce  nelerdir?

Mimarlar kamu alanını inşa ederler ve onların asıl aracı kendi kişisel hayalgücüdür. Hayal gücünün yapısal olarak iyi işlemesi önemli. Mimarlar estetik, çevre açısından sürdürülebilir ve güveni arttıran yollarla yapılar tasarlayabilirler.

Bununla birlikte, estetik açıdan hoş ve işlevsel açıdan verimli bir bina üretmenin etiğinin yeterli olmadığının farkına varılması gerekiyor. Mimari eserler çok büyük sonuçlara neden olabileceğinden, mimariyle ilgili asıl konular hiçbir zaman teknolojik veya estetik değil, mimari tasarım “sorun çözme” değildir ve sıradan yenilikler yeterli değildir.

Mimarlık öğrencilerine ve genç mimarlara mesleğin hemen başında söylemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

Mimarlık alanı çok karmaşıktır. Aynı kalmasına rağmen tarih ve kültürle de değişir. Bazı açılardan insanın durumuna benzer: belirli zamanlara ve yerlere uygun çeşitli cevaplar beklerken sürekli aynı temel soruları ele almamızı ister.

Mimariyi diğer sanat türlerinden ayıran şey, hayatın kendisi ile önemli bir şekilde iç içe geçmiş olmasıdır. Başkalarının sağlığı, emniyeti ve refahı için mimarın sorumlulukları, mimarların sıradan bireylerden veya sanatçılardan daha fazla etik sorumluluk taşıdıkları anlamına gelir.

Zorluk ve masraf yüzünden mimarlık, mimarları yetiştirmek için yeterli servet ve güce sahip olan bireylere, organizasyonlara ve topluluklara bağımlı bir meslektir. Mimarlar, çoğu zaman güç ve imtiyazlarını kulanmak ve güçlendirmekle kendilerini suç ortağı görüyorlar. Hiçbir sorumluluğu olmayan başkalarına karşı sorumluluklarımızı her zaman incelemiyoruz.

Amacını yerine getiren mimari, çevrenin doğal ve / veya kentsel manzara biçimi ve ilişkileri – herkesin huzur verici bir yaşam ve topluluk duygusu ile – kullanıcıların yaşamlarını kolaylaştırır. Mimarinin duyuları cazip hale getirmek ve toplumu entegre etmek yerine getirdiği sorumluluğunun özüdür.

#cevre, #bina, #proje